TÜKETİCİ ARABULUCULUK DAVA ŞARTI HAKKINDA

TTK.’na 5A maddesi ekleyerek 01.01.2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türk Ticaret Kanunu’nun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı haline getirmiştir. Son olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna 73. Maddesinden sonra gelmek üzere 73/A maddesinin eklenmesini içeren kanun teklifi TBMM Genel Kuruluna sunulmuştur.
TBMM Genel Kurulu’nda 22.07.2020 tarihinde kabul edilen kanunla Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a, "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile 73/A maddesi eklendi. Bu maddeye göre, parasal sınır olan 10 bin 390 TL üzerindeki tüketici uyuşmazlıklarında mahkemeye dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirildi. Bir başka ifadeyle, doğrudan tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı oldu.
27 Temmuz 2020 tarihi itibariyle, tüketici uyuşmazlıklarında, tüketici mahkemelerinde dava açılmadan önce arabuluculuk zorunlu hale getirilmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73. maddesinde, 27 Temmuz 2020 tarihi itibariyle değişiklik yapılarak, tüketici davalarında zorunlu arabuluculuk hakkında gerekli düzenlemeler yapılmıştır.

Tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk kapsamına, parasal değeri tüketici hakem heyeti başvuru sınırının üzerinde (bu değer 2020 yılı için 10.390 TL
olup, her yılın başında yeniden belirlenmektedir) olan, bu sebeple tüketici
mahkemesinde dava açılması gereken uyuşmazlıklar giriyor.

Dolayısıyla, parasal değeri tüketici hakem heyeti başvuru sınırının altında olan uyuşmazlıklarda, tüketici hakem heyetine başvurulması uygulaması devam etmektedir. Parasal değeri tüketici hakem heyeti başvuru sınırının üzerinde olan uyuşmazlıklarda ise, tüketici mahkemesinde dava açılmadan önce, arabuluculuğa başvurulacak. Eğer bu zorunlu arabuluculuk süreci sonunda anlaşma sağlanamazsa, tüketici mahkemesinde dava açılabilir.


Resmi Gazete'de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurma şartı getirildi. 6502 sayılı TKHK madde 73A maddesi ile Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmekle birlikte bazı uyuşmazlıklar kapsam dışında tutulmuştur.
DAVA ŞARTI ARABULUCULUK KAPSAMINDA OLMAYAN UYUŞMAZLIKLAR:
1- Hakem Heyetinin Görevi Kapsamında Kalan Uyuşmazlıklar: HUAK madde 18A/18. fıkrası gereğince “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” Belli bir miktarın altında kalan tüketici uyuşmazlıklarıyla ilgili olarak Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yolu kanunen zorunlu tutulduğundan ve hakem heyetlerine başvuru alternatif uyuşmazlık çözüm yolları arasında sayıldığından, hem de TKHK 73 A maddesindeki açık düzenleme gereğince hakem heyetinin görev alanında kalan uyuşmazlıklarla ilgili arabulucuya başvuru dava şartı değildir.
2- Hakem Heyeti Kararlarına İtiraz: TKHK m. 70/f. 3 gereği “Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, tüketici hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hâkim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir.” Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı tüketiciler gibi satıcıların da itiraz edebilir. Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına itirazın bir kanun yolu olmadığını belirtmek gerekir; zira karara karşı başvurulan yolun, kanun yolu olarak nitelendirilebilmesi için, kararın bir üst derece mahkemesince incelenmesi gerekmektedir. 6502 sayılı TKHK’ na eklenmesi teklif edilen 73-A/1/b bendi gereğince hakem heyeti kararlarına yapılacak itirazlardan önce arabulucuya başvuru gerekmediği açıkça düzenlenmiştir.
3- TKHK madde 73/6 fıkrası “Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir” düzenlemesini içermektedir. Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurumu ve kuruluşlar ile Bakanlığın açacağı bu madde kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekmemektedir.
 
4- TKHK’ nun Üretimin veya satışın durdurulması ve malın toplatılması başlıklı madde 74- “(1) Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun tespiti, üretiminin veya satışının durdurulması, ayıbın ortadan kaldırılması ve satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütleri dava açabilir. (2) Satışa sunulan seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmesi hâlinde, mahkeme ayıbın niteliğine göre malın satışını geçici olarak durdurma veya ayıbı giderme kararları verebilir. Üretici veya ithalatçı mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren en geç üç ay içinde malın ayıbını ortadan kaldırmakla yükümlüdür. Malın ayıbının ortadan kalkmasının imkânsız olması hâlinde mal, üretici veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır. Toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir. İmha edilen malla ilgili tüketicinin dava ve tazminat hakları saklıdır. (3) Satışa sunulan bir seri malın, tüketicinin güvenliğini tehlikeye sokan bir ayıp taşıması durumunda Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır” düzenlemesini içermektedir. Bu madde kapsamında kalan davalarla ilgili olarak dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı kapsamında değildir.
5- Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı kapsamına alınmamıştır. Hangi malların TKHK kapsamında olduğu kanunun tanımlar başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının h bendinde sayılmıştır. Buna göre “Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi mallar” bu kanunun tüketiciye tanımış olduğu koruma kapsamında yer almaktadır. TKHK’nun Tüketicinin seçimlik haklar başlıklı madde 11/4 fıkrası “Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir” düzenlemesi bulunmaktadır. TKHK’un Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri başlıklı madde 40- “Ön ödemeli konut satış sözleşmesi, tüketicinin konut amaçlı bir taşınmazın satış bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. TKHK’un Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri madde 50- “Devre tatil sözleşmesi, bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya daha fazla sayıda gecelik konaklama imkânı veren sözleşmelerdir” şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemelerden taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın bu işi ticari veya mesleki amaçlarla yapan satıcı veya yüklenicinin oluşturduğu konut ve tatil amaçlı taşınmazlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarla, ön ödemeli konut satış sözleşmelerinde ve devre tatil sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların tüketici mahkemesinde açılacağı, fakat taşınmazın aynından kaynaklanan davaları açmadan önce arabulucuya başvurunun dava şartı kapsamında olmadığı belirtilmiştir. Uygulamada çokça karşılaşılan sözleşme tiplerinden biri olan kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar, 6502 sayılı TKHK m. 73/1’de tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu açık biçimde ifade edildiğinden, tüketici mahkemelerinde görülmektedir. Arsa malikinin kendi payına düşen bağımsız bölümler üzerinde tasarrufta bulunduğu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar karşı taraf tüketici sıfatına sahip olsa dahi arsa maliki yüklenici konumunda olmadığı için tüketici mahkemelerinde açılamayacağı kabul edilmektedir. Fakat kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yüklenici ile üçüncü kişiler arasında kurulacak taşınmaz satış sözleşmelerinden doğacak uyuşmazlıklarda tüketici mahkemeleri görevli olacaktır. Bununla birlikte, taşınmazın aynından kaynaklanan uyuşmazlıklar istisnalar arasında sayıldığından bu tür davaları açmadan önce arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır.
ARABUUCULUK İLK TOPLANTISINA KATILMAMANIN SONUCU: 6502 sayılı TKHK madde 73 /A- 2 fıkrasında 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinin 11. Fıkrasının tüketici aleyhine uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Bu fıkra “Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır” düzenlemesini içermektedir. İlk toplantıya katılmayan tüketicinin bunun hukuki sonuçlarından muaf tutmasının amacının güçsüz durumda olduğu varsayılan tüketicinin içinde bulunduğu koşulları ağırlaştırmamak olduğu anlaşılmaktadır. Fakat bununla birlikte, karşı tarafı tüketici olan arabuluculuk başvurularında yaptırımı olmaması nedeniyle tüketiciyi arabulucu masasına oturtmak oldukça zor olacaktır. Ayrıca tüketicinin başvuru yaptığı arabuluculuk görüşmelerinde, tüketici “talepte bulunan” olmasına rağmen toplantıya gelmeyerek arabuluculuk görüşmesine imkan vermeyebilir ve Bakanlık bütçesinden arabuluculuk ücreti ödenmesine neden olabilir. Bu şekilde davranan tüketici, ileride açılacak davada haksız çıktığında ise düzenleme gereği arabuluculuk ücreti kendisinden tahsil olunamayacaktır.
ARABULUCULUK ÜCRETİ: 6502 sayılı TKHK’nun madde 73/A-3. Fıkrası “Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılmaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları halinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hallerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin Birinci Kısmına göre iki saatlik ücret tutarını geçemez” düzenlemesini içermektedir. Bu düzenleme İş Mahkemeleri Kanunu madde 3 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18A da belirtilen arabuluculuk ücretlerinden oldukça farklı düzenlemeler içermektedir. Düzenleme gereğince diğer dava şartı arabuluculuk uygulamalarından farklı olarak, görüşmeler sonucunda tarafların anlaşmaya varması halinde de sadece tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacaktır. Oysaki iş hukuk ve ticaret hukukundan kaynaklanan dava şartı arabuluculuk görüşmeleri sonucunda tarafların anlaşması halinde arabuluculuk ücreti aksi kararlaştırılamamışsa taraflarca eşit bir şekilde ödenmekte, Adalet Bakanlığı bütçesinden herhangi bir ödeme yapılmamaktadır. HUAK’nun Dava Şartı Arabuluculuğu düzenleyen madde 18A/19. fıkrasında “İlgili kanunlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin kabul edilen özel hükümler saklıdır” düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenlemeden, ilgili kanunda özel düzenleme içermeyen hususlarla ilgili olarak HUAK 18A maddesine bakılması gerektiği anlaşılmaktadır. 6502 sayılı TKHK madde 73/A-3. fıkrası anlaşma halinde satıcının ödemesi gereken uyuşmazlıkla ilgili olarak bir düzenleme içermediğinden anlaşma halinde satıcı yönünden HUAK 18A/ 12. Fıkrasındaki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır. İlgili fıkra “Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz” düzenlemesini içermektedir. Bu düzenlemeye göre konusu para olan ya da para ile değerlendirilebilen hukuki uyuşmazlıklarda tarafların arabuluculuk yoluyla anlaşmaya varması halinde, üzerinde anlaşmaya varılan miktar üzerinden Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen oranlar uyarınca nispi tarifeye göre hesaplama yapılacak ve aksi kararlaştırılmaz ise belirlenen bu ücret taraflarca eşit bir şekilde ödenecektir. Fakat 6502 sayılı TKHK 73/A-3 maddesi gereğince tüketicinin ödeyeceği ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağından ve bu iki saatlik ücretten fazla olamayacağından, anlaşma halinde nispi tarifeye göre arabuluculuk ücreti belirlendikten sonra bu ücret taraflara eşit olarak paylaştırılacak, fakat tüketicinin ödemesi gereken miktar tüketiciden talep edilmeyecek, tüketicinin payına düşen miktar ne olursa olsun iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı’ndan talep edilecek, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçıüretici, ithalatçı, kredi veren ya da konut finansman şirketinin payına düşen miktar ise iki saatlik ücretten az olmamak üzere kendisinden istenecektir. Bu durumda arabulucu aslında nispi tarifeye göre alması gereken ücreti alamayıp iki saatlik ücretle yetinmek zorunda kalacak ve büyük miktarlı uyuşmazlıklarda arabulucu gelir kaybına uğrayacaktır. Bununla birlikte taraflar arasında farklı ücret uygulaması uygulamada bazı sorunlar doğmasına neden olabilecektir. Ama tüm bu düzenlemelerdeki gayenin zayıf durumda olan tüketiciyi korumak olduğu anlaşılmaktadır.
YARGILAMA GİDERİ: HUAK madde 18 A/13. fıkrası gereğince “Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.” düzenlemesini içermektedir. İki saati aşan görüşmeler sonucu tarafların anlaşamamaları halinde, iki saati aşan görüşmelerle ilgili olarak ücretin ne şekilde ödeneceği konusunda TKHK 73A maddesinde herhangi bir düzenleme olmadığından HUAK madde 18A/13. fıkraya uygun şekilde tüketici de dahil olmak üzere aşan kısımla ilgili ücretlerin taraflardan alınması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu ise kanun koyucunun tüketicinin korunması ile ilgili aldığı diğer önlemlerle çelişmektedir. Diğer yandan TKHK madde 73A/4 fıkrası “Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması halinde arabuluculuk ücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir” düzenlemesini içermektedir. Kanunun düzenlenme şekli hatalıdır. Davanın tüketici lehine sonuçlanması halinde arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edileceği düzenlendiğine göre tüketici mahkemelerinde sadece tüketicilerin davacı olacağı varsayımı üzerinden hareket edildiği anlaşılmaktadır. Oysaki tüketici mahkemelerinde davalının tüketici olduğu pek çok dava bulunmaktadır. İlgili madde metni “.. 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre dava aleyhine sonuçlanan taraftan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir” şeklinde düzenlenmelidir. İlgili madde metninden, tüketici mahkemesinde açılacak davanın tüketici aleyhine sonuçlanması halinde arabuluculuk ücretinin taraflardan talep edilmeyeceği, bu anlamda tüketicinin lehine bir düzenleme getirildiği anlaşılmaktadır.
GEÇİCİ MADDE: 6502 sayılı Kanuna eklenen geçici Madde 2 gereğince bu kanunun dava şartı arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay’da görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.

Makalelerimiz

  • TAM İKİ TARAFA BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
  • AVAL
  • SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ HAKKINDA
  • TÜKETİCİ ARABULUCULUK DAVA ŞARTI HAKKINDA
  • İMAR PLANINA İTİRAZ PROSEDÜRÜ
  • ​COVİD-19 NEDENİYLE İŞ HUKUKUNDA TELAFİ ÇALIŞMASI UYGULAMASI
  • ​COVİD-19 NEDENİYLE İŞ HUKUKUNDA İŞ KAZASININ DEĞERLENDİRMESİ
  • COVİD-19 NEDENİYLE İŞ HUKUKUNDA ÜCRET DEĞİŞİKLİĞİ VE İŞ YERİ DEĞİŞİKLİĞİ
  • ​KISA ÇALIŞMA VE KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ
  • COVID-19 VİRÜSÜ SONRASI YAPILAN DÜZENLEMELERE GÖRE İŞVERENİN HAKLARI
  • Etiketler

  • tüketici
  • dava şartı
  • yargılama gideri
  • hakem heyeti